Siyaset ve Sosyal Düzen

Siyaset ve Sosyal Düzen
Tek bir aileden neşet eden insanlık,zamanla geniş ve kalabalık toplumlar halinde farklı sosyal düzenler ve yönetim biçimleri oluşturdu.İnsanlığın nasıl ve ne şekilde neşet ettiği konusu ilahiyatçıların,tarihçilerin,antropologların,biyologların,v.s.v.s ,işi olmalıdır bu konuya girmeyeceğim.Burada konumuz toplum bilimi olan sosyolojinin,insana ve onun oluşturduğu birlik olan toplumun;davranış şekilleri,kabulleri ve uygulamaları üzerine kısa bir bahis olacaktır.
Devletlerin nasıl ve niçin oluştuğu konusunda sosyolojinin birçok varsayımı ve modeli vardır.Bunların içinde en önemli düşünce;tek başına insanların,güvenlik,sağlık,imar ve ticaret konusunda yaşanacak yetersizliklerinin bir topluluk halinde ve belli kurallar ve normlar çerçevesinde,düzenli,hakkaniyetli ve adil bir biçimde aşılması,karşılanması ve işlerin bir sistematiğe dönüşmesini sağlayacak bir idarenin oluşturulması gereksiniminden nizamın,devletin teşkilinin oluşturulduğudur.
İnsan kestirme bir tanımla,düşünen,planlayan,muhasebe ve muhakeme eden,okuyan,yazan,konuşan bir canlıdır,-hayvandır demek istemiyorum!-bu vesile ile bir yönetim teşkilatı da onun eseridir.Dolayısı ile teşkilatlar bir amaç ve hedef için oluşturulmuş mekanizmalardır.İnsandan ve insani bir özellik taşıyan bu mekanizmalar da insanın ve toplumun yararına işler ifa etme ve geleceği daha verimli ve güvenli hale getirme için mühim ve elzemdir.Ama öyle bir şey var ki bazen bu mekanizmayı amacının dışında birey ve toplum zararına işler ile uğraşırken müşahede edebilmekteyiz.Sanki bir akıl veya değişik bir ruh,farklı bir otorite,bu dinamiği ele geçirmiş,bir biçimde güven yerine korkuyu,refah yerine sefaleti ve imar ve  adalet yerine ifsadı ve imhayı kendine görev ve amaç edinmiş ve bunu yaparken de yine yönetmiş olduğu topluluğun kendine verdiği yetkiyi ve sahip olduğu dayatma ve kanun gücünü kullanan bir ejderhaya çevirmiştir.Burada önemli ibare şudur''yönetmiş olduğu topluluk''.Evet topluluk,yukarıda zikrettiğimiz gibi işlerini sevk ve idare edecek bir yönetimi en sonunda kendisini de ve hatta tek tek her bireyi kendi varlığı ve devamı için yönetecek bir dev yaratmıştır.En masum şekli ile bile,İhtiyaçlarını karşılaması,zorluklarını aşması çin kurduğu bu teşkilat şimdi kendisine yeni ihtiyaçlar yaratan ve yeni sıkıntılar oluşturan bir yük ve kambur haline gelebilmektedir.Evet devletler bugün maalesef artık basitçe toplum yararını gözeten düzenler ve idareler olmak yerine kendisini yöneten birkaç şeytan ruhlu merhametsiz,doyumsuz insan görünümlü yaratığın emrinde faaliyetlerde bulunan kukla teşkilatlar haline gelmiştir.Konuyu uzatmama adına hızlı geçişler yapmak da yarar görüyorum,çünkü mesele çoktar tışılacak,yazılacak,anlatılacak şeyerle dolu.Bugün şöyle bir çevremize göz attığımızda dünyanın kendi doğal tabiatını zorlayan ve yıkımına sebep olacak olan herşeyin çok rahat bir biçimde yasal izinlere sahip şirketler tarafından rahat bir şekilde yapılabildiğini görmekteyiz,sanayi,endüstri,teknoloji,refah,konfor ve lüks için geleceğimizi nasıl mahvettiğimizi ve buna birey,toplum ve devletler olarak nasıl göz yumduğumuzu ve izin verdiğimzi görelim,bilelim.Şimdi tüm bunlara neden izin verdiğimizi,hatta kabul ettiğimizi,sürdürdüğümüzü ve desteklediğimizi de bir düşünelim,ne çıkıyor ortaya!!?Söyleyeyim efendim,siyaset!Evet siyaset,Siyaset çok geniş manaları ihtiva eden morfolojik ve etimolojik olarak ele alındığında geniş bir anlamayı ve perspektifi bizlere sunan çok amaçlı ve kullanımlı bir kavram.Yalın bir anlamayı karşılayacak en pürüzsüz tabir ile siyaset ''eğitmek'' anlamına gelmektedir.Arapça bir kelime olan bu kavram,seyislik denilen vahşi atları eğiten görevlilere verilen bir addan türemiştir.Şimdi daha berrak bir şekilde şöyle diyelim,siyaset;bir sahibin yük taşıma,sefer sağlama ve buna benzer değişik amaçlar için kullanacağı atı ehlileştirme işinin insana ve tpluma uyarlanmış işidir.Yani küresel sahiplerin biz kullarını kullanabilme adına bize yakın duran ve sevdiğimiz eğitmen,öğretmen ve görevlileri eli ile uygulattığı pedagojik iletişim ve uygulamadır.
Siyaseti şimdi ıstılahi manada ele alalım;en çekirdek yapılanması bir ideolojiden gelir,ideolojiler de iki temel formasyona sahip olmak zorundadır.Bunlar,felsefe ve iktisadi politikalara ilişkin yaklaşımlardır.Yani bir ideolojinin dışa dönüşümü siyasetken,içi felsefe ve iktisadi politikalardan oluşmaktadır.Şimdi bu açılımı yerlerine dağıtarak şekillendirecek olursak;belli bir felsefe ve iktisadi yaklaşım bir düşünsel olarak bir ideoloji yaratır ve  bu da siyaset olarak davranışlara yansır.İşte insan unsurunun toplum modellemesini,yönetimini ve sevkini gerçekleştiren en temel fraksiyon siyasettir.Bugün devletler,siyasi işlerle örülü,çeşitli yönetim esas ve biçimlerine sahip,ayrı ideolojilere ve idare sistemlerine sahip doğal seyislerdir.Bunların isimleri ister monarşi,ister,oligarşi,ister,cumhuriyet ve demokrasi,isterse de otoriteryanizm olsun durum maalesef şimdilik budur.
Bunun üstesinden gelecek bir uygulama önergesi teori de elbetteki vardır ama pratikte imkanı pek de yoktur.Nedeni insanların yaratılış zaafları ve tutum yanlışlarıdır.Çünkü bu dünya  ebedi değildir ve geçecek herşey için derin teşebbüsler gereksizdir...

Sosyal medyada paylaşmak için tıklayın;

Yorum Gönder

1 Yorumlar

  1. Güzel bir konu üstadım hemde çok derin bir yaşam mevzusu. Emeğine sağlık.

    YanıtlaSil

Göstermiş olduğunuz ilgi İçin Teşekkür ederiz. Yorumlarınız olursa En kısa sürede Cevaplamaya çalışacağız.Sevgiyle kalın.