Reklam 728x90

Bir Falcının Kendi Kaleminden Hayatı 7. Bölüm İki Yabancı (Mistikabla)


Bir Falcının Kendi Kaleminden Hayatı
 7. Bölüm İki Yabancı (Mistikabla)


       Yıl 1996, aylardan Aralık, hava buz gibi ve annem Nazlı bebekle ilgilenirken ben camdan yoğun kar yağışını izliyordum... Hemen, hemen öğlen sıralarıydı ve bahçe kapısından  güçlükle girmeye çalışan iki kişiyi gördüm. Bizim apartmandan değiller, iki yabancıydılar.. Birkaç saniye onları gözlerimle takip ettim ve kulağım merdivenden gelen seslerdeydi. Birden kapımız çaldı ve annemin kucağında uyumakta olan bebeği kenara bırakıp kapıyı açmasını bekledim. Kapıyı açtığında tir,tir titreyen bir kadın ve bir erkeği gördüm, titrek bir sesle ''Süleyman Hoca'nın evi burası mı bacım '' diye sordu anneme.. Annem, ''hayır, tam karşısı '' diye söyledi ve ''hayırlı günler'' dileyip kapıyı kapattı...

     Son zamanlarda, benim Süleyman Amcaların evinde yaşadıklarımı rüyalarımda tekrar etmem ve bunu da sayıklamamdan dolayısı ile annem rahatsızlık duymaya, Süleyman Amca ile Nurten Teyzeye mesafe koymaya başlamıştı, beni de göndermek istemiyordu açıkçası...


Süleyman Amca ve Nurten Teyze ile yaşadığım o günleri asla ve asla unutamam... Süleyman Amca ve Nurten Teyze günlük rutin yaşam tarzları olan kişiler olarak görünseler de onların yaşamı asla sıradan değildi ve ailem bunu iyiden iyiye hissetmeye başlamışlardı ve beynimi yıkamalarından çok tedirgin oluyorlardı...
Annem alıngan bir kadındır ve her şey den huylanır zaten... Süleyman Amcalara gitmek istediğimde bana kızıyordu ve '' ne işin var orda, seni ne yapacaklar, beni çağırmıyorlar öyleyse sende gidemezsin '' diyordu ve tabi benim aklımın ermediği şeylere geçerli bir açıklama yapmam imkansızdı bu durumda...


     Aradan 5 dakika gibi bir zaman geçmişti, kapımız tekrar çalındı ve annem kapıyı bir kez daha açtı...Gelen o iki yabancıydı ve 30 yaşlarındaki, esmer, kapalı olan kadın anneme ''ablacığım biz  Akmezar Köyünden geldik, bu kışta kıyamette Süleyman Hoca evde yok, bizi evine kabul edersen sizde beklesek , olmazsa gideriz '' dedi..Annemde '' tabi, buyrun gelin '' dedi ve içeri girdiler...


İçerideki sobanın başına geçip ısınmaya çalıştılar, sonra annem merakla sordu '' siz Süleyman Hocaların nesi olursunuz? ''...Adam cevap verdi '' benim dayım olur '', kadın ağlamaya başladı '' hamileyken bebeklerimi kaybediyorum, dünyaya gelen bebeğim de kırkı çıkmadan vefat etti ''... Annem çok üzüldü ve konuyu değiştirmek için açsınızdır dedi ve hemen mutfaktan yemek için bir şeyler hazırlayıp  yer sofrasını kurdu...  Nazlı bebek uyandı ve annemin şefkatli kollarında yerini aldı derken adı Asiye olan kadın yer sofrasından kalktı, burda bebek olduğunu farketmemiştim diyip dizlerine vurmaya başladı. Ne olduğunu anlamayan annem şaşkınlıkla izliyordu ve ''ne oldu ki '' dedi...Adam lafa girdi, ''Ümmü Sübyan cinleri hala Asiye'nin peşindedir bizim burdan gitmemiz lazım ki bebeğe bir şey olmasın ''..


Gerçekten şaşırtıcıydı bir anda geldiler, iki lokma yiyemeyip sofradan kalktılar ve helalleşip evden ayrıldılar...


     Ben yine penceredeki yerimi aldım, kar yağışı durmuştu ama kar kalınlığı bahçe duvarı boyuncaydı... Bahçedeki ayak izlerine bakıyordum ve giden çifti merak ediyordum ''bu soğukta ne yapıyorlar anne'' ... Annem cevap veremedi, sanki birazcık suçlu hissediyor gibiydi kalmaları için ısrar etmemesinden dolayı ama yapacak birşey de yoktu, çünkü o da cinler konusunda zaten endişelenmiş görünüyordu ama söyleyemiyordu...


Süleyman Amca ve Nurten Teyze ortalarda yoktu, peki ya onlar neredeydiler ki ?? Neredeyse 10 gündür  görüşemiyorduk ve iyi olup olmadıklarından emin değildim...Acaba Zatlar onlarla mıydı yoksa evdeler miydi?? Kafamda ucu bucağı olmayan deli sorularım ve ben yine kaldık baş başa derken ressam ruhum beni harekete geçirmişti bile...


Aldım elime kağıdı ve boyalarımı, Sara'yı ve adını bilmediğim iki yaşlı dedenin resimlerini çizip daire içerisine aldım ve başladım sessiz sessiz dualarıma "ahsenellahü ilâ men ahsene ileyye min ervâhil mü'minîn" , "ye saf dîş"  “ye saf dîş” ,“ye saf dîş”,“bikatlamediyş,“bikatlamediyş ,“bikatlamediyş”. dilimin döndüğünce hatırlayabildiğimi tekrarladım ve '' TIK! , TIK- TIK '' kapı çalındı.. ama nasıl panik nasıl heyecan içerisindeyim !! Bu kez koşup kendim açtım kapıyı, -aa, ne görsem iyi ! Ali Ağabey kapıda iyice düzelmiş ve gülen gözlerle bakıp, gülümseyip Süleyman Amcalar bizi aradı yoldaymış, yeğeni ve gelinleri ben bulmadan bir daha gelirlerse onları bırakmayın, korkmayın bir şey olmaz dedi  ve gitti ...''

--DEVAMI GELECEK--

 @mistikabla instagram hesabından takip edebilirsiniz TIKLA

6. BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ>>

Sosyal medyada paylaşmak için tıklayın;

Yorum Gönderme

4 Yorumlar

  1. Yine bizi heyecanlı bir anına götürdün teşekkür ederiz. Bu bölüm için çok bekleyen vardı. Emeğine sağlık

    YanıtlayınSil
  2. Anonim27/9/19

    çok beklemiştim şükür okudum. teşekkür edemeden geçemedim teşekkürler

    YanıtlayınSil
  3. Anonim27/9/19

    süleyman amcayı merak ediyorum

    YanıtlayınSil
  4. Anonim7/10/19

    uzun süredir beklemiştim şimdi okudum gerçekten çok güzel. sürükleyici mersi

    YanıtlayınSil

Göstermiş olduğunuz ilgi İçin Teşekkür ederiz. Yorumlarınız olursa En kısa sürede Cevaplamaya çalışacağız.Sevgiyle kalın.