Dolar 8,7540
Euro 10,3906
Altın 496,61
BİST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25 °C
Gök Gürültülü

İnsan ve Düzen

18.03.2019
18
A+
A-
İnsan ve Düzen

İnsan ve Düzen.
İnsan ve Düzen

Gün geçmiyor ki dünyada yada ülkemizde,yakın coğrafyalarda insanın canını sıkan,endişeye sevkeden,kaygı ve korku yaratan bir gelişme olmasın.Siyasetten ekonomiye,teknolojiden sanata,spordan edebiyata hemen birçok alanda yaşadığımız gelişmeler göstermektedir ki,yapılan icraatler insan için olmak yerine belli bir kitle,toplum yada millet adına yapılmakta ve dayanışma yerine rekabet,anlaşma,birleşme yerine çatışma ve ayrışma ortamı yaratılmaktadır.Bununla beraber,medeni insanın yarattığı söylenen modern çağımızın ana teması,dostluk,kardeşlik,refah,huzur,barış ve özgürlük konuları ile mezkur olması gerekir iken,içerdiği toplumsal yaşam tam bunun zıddı bir biçimde tarif edilir hale gelmiştir.Yalnız buraya kadar ki tasviri çeliştirecek farklı bir dilemma ise, küreselleşme üzerinden tek bir toplumsal yapıya ulaşma yolunda ilerlenilmesi,milli kimlik ve ulusal yapının dejenere edilmesi,bireye toplum içerisinde kişisel haklar ve özgürlükler yolu ile çok fazla geniş bir hürriyetin tanınması yani insanın içinde yaşadığı sosyal bağlamından bağımsız ve adeta isyankâr bir yaşam hakkı elde etmesinin sağlanmasıdır.Yani insanı yalnızlaştırıp,yabancılaştırmasıdır.Bu paradoksal projeyi mümkün kılan şey ise gizil bir mekanizmanın,önce bir ölçüde bütünü tabakalaştırması ve sonrasında bu tabakayı da mikronize edecek şekilde plure edip bölüp parçalamasıdır,yani emperyal düzenin kapitalist yapılanmasının tasarım dehası ve tatbik mahareti..Böyle bir ortamda sürekli bir devinim ile kendine yeni bir yol bulmaya çalışan insanlık,yaşadığı gerilimin bir yansıması olarak ortaya koyduğu refleksler ile tarihsel sürece yeni sosyolojik kırılmalar ve sonuçlar hediye etmektedir.Sonuç,eski ilkel çağların en büyük sorunu olan,tabiatın pençesinde savrulan insanlık bugün,tabii yaşamı pençesine alan insanlık haline dönüşmüştür…Maddi yaşamın en kudretli mahluku olan insanoğlu,çeşitli yönleri ile bu üstünlüğü hak etmektedir mesela,okumak,düşünmek,inanmak ve planlamak bizlere has eylemlerdir.Ama ne var ki bugün bu eylemleri nasıl kullanıyoruz ki fayda yerine zarar çekiyoruz?!Artık sanki bunlar birer savunma ve imar araçlarımız olması yerine,adeta saldırı ve yıkım silahlarımızmış gibi kullanılmaktadır.En temel adaptasyon dürtümüz ve yeteneğimiz olan yaşama devam etme ve üreme hedefi belki de bu tehlikeli sürecin mayasıdır,ama ne var ki ilkel bir organizma kültüründen öte olmayan bu yanımızın ilerisinde bir ruhsal varlık ve bilinçli olma özelliğimiz daha vardır.İşte bu yönlerimizi reaktif etmek,bu gidişi rehabilite edecek yegane yoldur.Egemenlik ve kontrol merkezli motivasyonlarımızı temizleyecek ve tabii bir düzene sokacak en mahir ve kadir yönlerimiz olan ruh ve bilinç;cimrilik ve bencillik yerine fedâkarlığı  ve diğergamlığı,kibir ve enaniyet yerine,tevazu ve vakarı insana yeniden yükleyerek tehlikeyi bertaraf edecek ve bilgeliğe ulaşmamıza vesile olacaktır.Sonuç olarak insanlık,insan olabilmenin neticesidir ve insan olmak insan doğmak değildir,insan olmak ihsanda bulunmaktır…

Mestiyar.
okuokubil.com

Sosyal Ağlarda Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.